TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ NE DEĞİLDİR?
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ NE DEĞİLDİR?
0 Yorum
33234
04-05-2024

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN

 

Türk milliyetçiliğinin, tarihi arka planı göz önüne alınmadan yapılan her türlü belirleme, eksik ve tam da bu nedenle yanlış olabilecektir. Fakat bir kavramı tanımlar iken tanımın bir bölümünü de tanımlanan kavramın ne olmadığı, benzer kavramlar ile arasındaki farklılıkları oluşturmaktadır. Buradan hareketle, Türk milliyetçiliği ile karıştırılan veya Türk milliyetçiliğini basitleştirmek için kasıtlı yapılan milliyetçilik benzeri kavramlarla  özdeşleştirmelerin önüne geçmek için bu yazı kaleme alınmıştır.

-Türk milliyetçiliği, ırkçılık değildir. Kabul etmek gerekir ki, birçok milliyetçilik hareketi ırkçılıkla veya en azından diğer milletlere düşmanlıkla sonuçlanmıştır. Ancak Türk milliyetçiliğinin (aşağıda yeri geldikçe aktarılan) kendine özgü, karakteristik ve geleneksel özellikleri, Türk milliyetçiliğinin ırkçılığa kaymasını engellemiş, kitabede “Senin töreni kim bozabilir” ikazı nihayetinde, bahsedilen töre “Yaradılanı hoş gördük, Yaradan’dan ötürü” noktasında zirveleşen bir şekilde formüle edilmiştir. İşte tam da bu temel ve bilinç nedeniyle/sayesinde Türk milliyetçiliği, klasik milliyetçilikten sert ve kalın çizgilerle ayrılmaktadır/ayrılmıştır.

-Türk milliyetçiliği, milliyetçilik karşıtları tarafından sıklıkla dile getirilen “modernizmin çirkin evladı” şeklinde tanımlanan türde bir milliyetçilik değil, “modernizmin çarkları içerisinde parçalanan/parçalanmak istenen hakların ve halkların savunucusu” niteliğinde bir milliyetçiliktir. Bunun en büyük ispatı, İstiklal Marşımızda yer alan “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” mısrasıdır.

-Türk milliyetçiliği, belli bir süre sonra egoya ve kibre evrilen, düz/klasik bir milliyetçilik değildir. Tarihi veriler, bazı milletlerin öz sevgi ile başlayan milli hislerinin, bir süre sonra gözleri kör eden bir saldırganlıkla diğer milletlere kin beslemeye dönüşüp, ırkçılığa hatta kavimciliğe kaydıklarını bize göstermektedir. Hitler Almanya’sı ve tüm Müslümanların bildiği “Kureyş Kabileciliği”, bu konuda dikkat çekici örneklerdir.

-Türk milliyetçiliği, sadece millete değil, millet ve devlet kavramlarına, eş/eşit anlam ve değer yükleyen bir milliyetçiliktir. Sadece millete veya sadece devlete dayalı milliyetçilik anlayışlarının, tarihte büyük yıkımların nedeni/örneği olması, Türk milliyetçiliğinin “örnek milliyetçilik” olarak gösterilmesine neden olmuştur. Türk milliyetçiliği; millet ve devlet kavramlarına eş/eşit anlam ve değer verdiği için Türk Milleti, tarih boyu devletsiz kalmamış, ilk fırsatta hemen devlet kurmaya meyletmiştir. Tarih buna şahittir.

-Türk milliyetçiliği, başka milletlerin varlığını reddeden, ikincilleştiren, ötekileştiren bir milliyetçilik değildir. Tarihi veriler bize Türklerin tarihte kurdukları hiçbir devletin “sadece Türklerin yaşadığı” bir devlet olmadığını, “sadece Türklerden oluşan bir devlet” kurma ideasına Türklerin hiç kapılmadığını açıkça göstermektedir. Türkler, her daim geçmişini unutmayan, tarih boyu aktarılan tecrübelere dayalı olarak zamanın ötesinde bir bilinçle, tüm milletleri kendi kurduğu devletin çatısı altında kucaklamıştır. Birçok kez bu kucaklanan milletler tarafından ihanete uğrasa da sırtından hançerlense de Türk milleti, tarihin hiçbir döneminde tüm milletleri kucaklama geleneğinden vazgeçmemiştir.

-Türk milliyetçiliği, bencillik değildir. Klasik milliyetçiliği “toplumsal bencillik” hatta “aptallık” olarak gören görüşlerin haklı taraflarının olmadığını söylemek, mümkün değildir. Zira milliyetçilik adı altında bencillik, süper ego gösteren toplumlar ve hatta devletlerin bulunduğu yadsınamaz bir gerçektir. Fakat bu kısmi ve sadece belli başlı milliyetçilik akımlarını kapsayan gerçekliğin, tüm milliyetçi akımlara izafe edilmesi kanaatimizce kendi deyimleri/kendilerinin deşifreleri ile “aptallıktır”. İnsan olma noktasından hareket ederek milliyetçilik akımını “bencillik, aptallık” olarak tanımlayan bu sözde düşünürler, “bir veya birkaç insanın bencil ve aptal olması ile tüm insanların bencil veya aptal ilan edilemeyeceği” gerçekliğinden de fersah fersah uzaktırlar. Birkaç milletin “milliyetçilik adı altında” bencillik, süper ego uygulamak suretiyle aptallığa varan uygulamalarını tüm milliyetçilik akımının bir özelliği olarak göstermek ne bilimsel ne de insanidir. Kana dayalı, paraya ve makama dayalı, toprağa dayalı bir kısım milliyetçilik anlayışlarının gerçekten de aptallık seviyesine ulaştığını hiçbir insan yadsıyamayacağı gibi bu noktadan hareketle milliyetçilik anlayışının “bencillik, aptallık” olarak tek düze bir kelamla yaftalanmasına da aptal olmayan hiçbir insan inanmayacak, bilimsel, ilimsel ve gerçekçi bulmayacaktır! Dolayısıyla Türk milliyetçiliğinin bencillik ve aptallık (!) seviyesinde bir anlayışa sahip olduğunu söylemek mümkün olmadığı gibi bugüne kadar böyle bir iddiada bulunan da olmamıştır.

-Türk milliyetçiliği, 18. yüzyılda milliyetçilik akımlarının oluşturduğu, dıştan gelen ve buna bağlı oluşan protez bir milliyetçilik değil, Türk Milletinin kadim tarihinden getirdiği/damıttığı geleneklerinin, milli birlik ve beraberlik kavramsallığı ve her daim devlet çatısı altında yaşama ilkelerinin/ülküsünün ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Yani Türk Milletinin yaşama biçimine verilen ad Türk milliyetçiliğidir. Ancak tarihi boyunca “es kaza” 1-2 devlet kuran, hatta hiç devlet kuramayan, devlet çatısı altında birleşme bilinci tarihlerinde hiç olmamış ve fakat 18. yüzyılda tüm dünyada esen Fransız devrimine bağlı milliyetçilik kavramının etkisi ile milliyetçi olan milletlerin yaşadıkları kaos, hazindir.

Milliyetçilik; “eski” değil “kadim” bir tarihe sahip olmak, bu kadim tarih içerisinde “devlet” ve “millet” bilinci oluşturmak ve bunu hayatının her alanında özümsemiş milletlerin ancak ileri sürebileceği bir kavramdır. Nitekim, kadim tarihe sahip olan İsrailoğullarının, tarihte sadece 1 krallık kurdukları ve bu krallığın Davut’un oğlu Süleyman’dan sonra yıkıldığı, binlerce yıl hiçbir devlet kuramayan İsrailoğullarının kurduğu İsrail Devleti’nin, nasıl bir terör yarattığını görmemek için kör olmak gerekmektedir. İsrail örneği çok dikkat çekicidir. İsrailoğullarının kendilerine özgü bir tarihleri, gelenekleri, görenekleri vardır ama devlet kurma, tek bir devlet çatısı altında olma bilinçlerinin bulunmaması, milliyetçiliğin “ırk” ile değil “milli bilinç” ile alakalı olduğunu da açıkça gün yüzüne çıkarmaktadır. Eğer milliyetçilik, ırkçılık ile eş değer olsa idi, ırkçılıktan dolayı milliyetçilerin devletlerini kutsadıkları ithamı gerçek olsa idi, İsrail Devleti kurulmasına rağmen. dünya Yahudilerinin hepsinin veya en azından çoğunun İsrail’e yerleşmesi gerekmekteydi. İsrail örneği göstermektedir ki, Türk milliyetçilerinin devlet ve millet kavramına verdikleri önem, “ırkçılık”tan kaynaklanmayıp, “tarihi bilinç”in bir sonucudur. Tarih boyu “toprakları” ve “devletleri” olmadıklarından yakınan İsrailoğullarının, İsrail Devleti kurulduktan sonra çok da ilgili davranmamaları, “tarih boyu dile getirdikleri yakınmaların” hiç de gerçekçi olmadığını ortaya koymaktadır. Çünkü İsrailoğullarının binlerce yıl dile getirdikleri bu söylemleri, “milli bilinç”in bir ürünü değil, “duygu sömürüsü” yapmanın aracısı kılınan söylemlerdir. Türkler ise 20-30 yıl fetret devri geçirdiklerinde mutlaka hemen bir devlet çatısı altında birleşmişlerdir.

- Türk milliyetçiliği, toplumun üst sınıfında bulunan kişilerin siyasi görüşlerinin bir ürünü olarak Türk Milletine dayatılmış veya kabul ettirilmiş bir milliyetçilik değildir. Hunlardan, Orhun Kitabeleri’nden elde ettiğimiz veriler, bize tam aksini ispat etmektedir. Hemen belirtelim ki Türk milleti içerisinde bir “kast” sistemi, sınıfsal bir yapı bulunmamaktadır. Türk milliyetçiliği, geleneksel bir yapıya sahiptir ve üstten dayatılma ile değil, örf ve geleneksel bir aktarımla halkta var olmuş ve tarih sahnesine ilk çıktıkları andan beri Türk Milleti, Türk milliyetçisidir. Yine ıskalanmamalıdır ki Türk Milleti, tarih sahnesine çıktığı için milliyetçilik kavramını özümsememiş, Türk milliyetçiliği kavramını özümsemesinin bir sonucu olarak ister istemez tarih sahnesine çıkmış; siyasi, askeri, sosyal ve bilimsel/ilimsel alanlar başta olmak üzere, tarihi süreç anlamında devrim üzerine devrim yapmıştır. Türk Milletinin “tarihi hem yapan hem de yazan” nadir milletlerden olmasının ana nedeni de zaten burada saklıdır.

Unutulmamalıdır ki milliyetçilik kavramına yapılan eleştirilerin hepsi Türk milliyetçiliğine yöneltilemez. Zaten kadim Türk milliyetçiliğini, klasik milliyetçiliğe indirgeyip, bu zeminde tartışmaya açmak isteyenlerin kötü niyetleri tam da bu noktadan yakalanabilmektedir. Nitekim malum ve meşhur Fransız milliyetçiliği ile kadim Türk milliyetçiliğini aynı zemine indirgeyip, eşit veya denk görülerek karşılaştırılması mümkün değildir. Kaldı ki milliyetçilik kavramı da toplum ve siyaset bilimciler tarafından; batı-doğu, isteğe bağlı-organik, medeni/sivil-etnik, toprağı temel alan-ırkı temel alan, eski milletler-yeni milletler, tarihi olan milletler-tarihi olmayan milletler, toprak üzerinde hak talebine bağlı-kana bağlı gibi ayrımlara tabi tutulmuştur.

 

 

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

Joe Biden'in Değil Siyonizmin Yükselişi

Dogecoin Hakkında

Erken Seçim Tartışmaları, Tarihçesi ve Sonuçları

TÜRKİYE "BİR NATO ÜLKESİ" Mİ YOKSA "NATO'NUN BİR ÜLKESİ" Mİ?

ADANA'DA UYUŞURUCU İLE MÜCADELE

6 ARALIK, YILBAŞI, NOEL BABA VE AZİZ NICHOLAOS

MAFYA AVUKATLIĞINDAN AVUKAT MAFYALIĞINA

YİNE YENİ YIL YİNE AYNI YATIRIM TAVSİYELERİ

MUSA PEYGAMBER DİYE BİRİ VAR MI?

DEPREM, ORGANİZE OLAMAMAK VE SONUÇ

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN YÜKSELİŞİ

NEDİR BU DİLAN POLAT OLAYI?

SON 30 YILDAKİ YEREL SEÇİMLERE BAKARAK 2024 YEREL SEÇİMLERİNİ OKUMAK

2024 YEREL SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNE

MİLLİYETÇİLİK VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ NE DEĞİLDİR?

İKİNCİ 31 MART VAKASI: TARİH TEKERÜRRÜR MÜ ETTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR?

PATLAYAN BİR BALON: İRAN