İKİNCİ 31 MART VAKASI: TARİH TEKERÜRRÜR MÜ ETTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR?
İKİNCİ 31 MART VAKASI: TARİH TEKERÜRRÜR MÜ ETTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR?
0 Yorum
76321
07-05-2024

Abdulhamit’in tahttan zorla indirilmesinden hemen önce İttihatçıların baskısıyla İkinci Meşrutiyet ilan edildi. Resmi tarihe göre bu ilan üzerine halkta kıpırdanmalar başladı ve bir kıyam gerçekleşti. Miladi 19 Nisan 1909 tarihinde baş gösteren bu kıyam, Hicri takvime göre 31 Mart 1325 tarihine denk gelmesi nedeniyle “31 Mart Vakası” olarak anıldı.

Peki gerçekten halk ikinci meşrutiyetin ilanı nedeniyle mi ayaklanmıştı? Yaklaşık 1 yıl önce ilan edilen meşrutiyete halk, neden bu kadar süre bekledikten sonra ayaklandı? Resmi tarihçilerin söyledikleri her zamanki gibi yine aynı şeylerin tekrarı. Ama gerçeğin ne olduğunu biraz araştırmakla görebiliyoruz.

Neyse…

31 Mart kıyamından hemen sonra Sultan Abdulhamit tahttan indirildi ve Sultan Reşad, İttihatçılar ne derse onu yaptı. Ve tabi ki işin sonunda İttihatçılan denen zevat ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Bizim resmi tarihçilerimiz Sultan Vahdettin’in kaçtığını tiksinerek anlatırlar da İttihatçıların ülkeyi savaşa sokup sonra o savaşılan ülkelere kaçmalarını hiç yazmazlar veya oraya hiç dikkat çekmek istemezler.

Şimdi gelelim 31 Mart 2024 yerel seçimlerine. Öncesinde Mart ve Mayıs 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir gidelim. İkinci tura kalan seçimde AK Parti’nin en büyük silahı, DEM Partinin Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermesiydi. Bu eleştiri Kemal Kılıçdaroğlu’na çok kan kaybettirmişti. Cumhurbaşkanlığı seçimini Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanması ile parti genel başkanlığından indirilen Kılıçdaroğlu'nun yerine gelen ve hiç şüphesiz Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın desteklediği Özgür Özel için yerel seçimler, erken verilecek bir sınav olacaktı.

CHP, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde DEM parti ile açıktan birliktelikten dolayı tepki oluştuğunun farkındaydı. Bu sefer şöyle bir yol izlendi: DEM, sanki kendisi aday çıkartıyor gibi aday belirleyecek hatta seçmenlerin bir kısmı DEM Parti adayına oy verecek ama oyların çoğu CHP’ye verilecekti. Plana sadık kalındı ve İstanbul gibi yerde DEM Parti yüzde 2-3 skalasında kaldı. Ankara’da ise daha az bir oy aldı. DEM Parti adayının İstanbul ve Ankara gibi metropollerde bu kadar az oy alması mümkün müydü? Tabi ki değil. Plan tıkır tıkır işlemişti. CHP hem kritik belediye başkanlıklarını almıştı hem de DEM’in oylarını üstü kapalı alarak “Seçimden 1. Parti Çıkmış” gibi göründü.

Şimdi neden 31 Mart seçimlerini ikinci 31 Mart vakası olarak görüyoruz, ona gelelim. Birinci 31 Mart vakası sanki meşrutiyetin ilanına karşı bir kıyammış gibi lanse edildi ve hareket ordusunun İstanbul’a girmesine bahane edilerek Sultan Abdulhamit tahttan indirildi. Şimdi de yine aynı sistem uygulanmaya çalışılarak 31 Mart yerel seçimlerinin sonucunda Cumhurbaşkanının meşruiyeti sorgulanmaya başlanacaktır. Bu sorgulama zaten şimdiden başlamış ve artan düzeyde dile getirilmektedir. Her ne kadar Özgür Özel “Erken seçim gibi bir talebimiz yoktur” dese de seçim sonuçları hala sıcak olması ve Özgür Özel’in uzlaşmacı kişiliği böyle bir söylemde bulunmasını gerektirmektedir. Fakat CHP’nin gerçek yöneticisinin Ekrem İmamoğlu olduğu söylemini yabana atmamak gerekir.

Seçmenleri tarafından hep İkinci Abdulhamit’e benzetilen ve yapılan tezahüratlarda “İkinci Abdulhamit yalnız kaldı, seni yalnız bırakmayacağız” söylemleri, acaba bir şeylerin işaretiydi de biz mi görmedik? 1909 yılındaki “31 Mart Vakası”, Ulu Hakan Abdulhamit Han’ın gönderilmesi için bahane edildi, 2024’teki “31 Mart Seçimleri” de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını bırakması için bahane mi edilecek? Erken seçime gitme istekleri, meşruiyet sorgulamaları, CHP’nin aldığı oy içerisinde DEM’in oyları olmasına rağmen ve hatta DEM’in oylarını düşersek AK Parti’nin arkasına düşmesi kesin olan durumun kotarılması için yapılan trajikomik girişimler giderek artmakta.

Hiç kimse artık bu ülkede bir darbenin başarılı olamayacağını çok net bilmektedir. Ancak demokrasi, kendisini teorik ve pratik olarak yüzyıllardır beslerken, alternatiflerini de besledi. Demokrasinin alternatifleri, demokrasi içerisinde yollar aradılar ve buldukları yolları usta birer satranç oyuncusu gibi sabırla inşa etmeyi öğrendiler. Özgür ve şeffaf seçimlere, teknolojinin gelişmesi nedeniyle el süremeyen demokrasi alternatifleri, bu sefer oy verenlerin seçme hakkına algı operasyonları ile müdahale eder oldular. İşte 31 Mart ayaklanmasını meşrutiyete karşı bir ayaklanma gibi gösterip, o dönemdeki geçerli / pozitif hukuka uygun olarak başta bulunan Abdulhamit’i indirenlerin halefleri, şimdi de 31 Mart seçimlerini bahane ederek demokrasi içerisinde şeklen hukuka uygun yollarla siyaseti etkileyecekler.

Bakalım, gelecek kimi haklı çıkaracak…

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

Joe Biden'in Değil Siyonizmin Yükselişi

Dogecoin Hakkında

Erken Seçim Tartışmaları, Tarihçesi ve Sonuçları

TÜRKİYE "BİR NATO ÜLKESİ" Mİ YOKSA "NATO'NUN BİR ÜLKESİ" Mİ?

ADANA'DA UYUŞURUCU İLE MÜCADELE

6 ARALIK, YILBAŞI, NOEL BABA VE AZİZ NICHOLAOS

MAFYA AVUKATLIĞINDAN AVUKAT MAFYALIĞINA

YİNE YENİ YIL YİNE AYNI YATIRIM TAVSİYELERİ

MUSA PEYGAMBER DİYE BİRİ VAR MI?

DEPREM, ORGANİZE OLAMAMAK VE SONUÇ

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN YÜKSELİŞİ

NEDİR BU DİLAN POLAT OLAYI?

SON 30 YILDAKİ YEREL SEÇİMLERE BAKARAK 2024 YEREL SEÇİMLERİNİ OKUMAK

2024 YEREL SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNE

MİLLİYETÇİLİK VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ NE DEĞİLDİR?

İKİNCİ 31 MART VAKASI: TARİH TEKERÜRRÜR MÜ ETTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR?

PATLAYAN BİR BALON: İRAN