CEZA YARGILAMASINDA İSPAT VE DELİL KAVRAMLARI
CEZA YARGILAMASINDA İSPAT VE DELİL KAVRAMLARI
0 Yorum
47398
08-12-2021

CEZA YARGILAMASINDA İSPAT VE DELİL KAVRAMLARI


Ceza yargılamasında ana hedef; maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Muhakemenin yani yargılamanın ana hedefi, budur. Bu hedefe ulaşırken birçok disiplinden (kriminoloji, adli tıp, muhasebe, teknoloji vs.) faydalanılır. Çünkü mahkemenin önüne gelen olay “dün”de yaşanmıştır ve “bugün” bir kanaate ulaşmak gerekmektedir. Yargılama ana hedef mutlak maddi gerçek olmakla birlikte, yargılama neticesinde her zaman mutlak maddi gerçeğe değil, kanaate ulaşılır. Dolayısıyla ceza yargılamasında ispatın amacı gerçek değil, gerçek konusundaki kanaattir.[1] Yargılama makamının maddi olayın çözümü ve sübutuna ilişkin hüküm kurma araçları, delillerdir.[2]


Ceza yargılamasında delil serbestisi vardır. Yani ceza yargılamasında her şey delil olarak değerlendirilebilir[3]. Hukuk yargılamalarında ise, belli şartlar dahilinde ve belli bir süre sunulabilecek deliller, yargılamada kullanılabilir. Hukuki ilişkilerde taraflar, ileride ortaya çıkabilecek sorunlara dair tedbirlerini alıp, bu konudaki ispat vasıtalarını önceden hazırlayabilirler. Örneğin; yapılan sözleşmeye dayalı olarak tarafların yükümlülüklerini ne şekilde yerine getirileceği, ifa zamanı, ifa ve teslim şekli, ayıp, ayıba karşı tekeffül gibi konularda düzenlemeler yapılabilir. Her ne kadar genel kanıya göre failler, işleyeceği suçlara ilişkin deliller üretmekten öte, geride kalan delilleri ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlerde bulunmaya yöneldikleri düşünülür ve bu düşünce kısmen doğrudur. Ancak gelişen teknoloji, suçlarda profesyonelleşme, yargıdaki “matbu” kararlar ve diğer birçok nedenden ötürü failler, daha suçu işleme kararı aldıkları anda, ileride yargılama söz konusu olmasın veya olursa kendilerini aklayacak deliller üretmektedirler. Örneğin; taammüden öldürmeye karar veren bir fail adayı, taammüdün ortaya çıkmaması için olay anında mağdurun ve/veya maktulün saldırmasını, tahrik edici fiillerde bulunmasını sağlayıcı etkenleri önceden planlayarak, olayı “meşru savunma” veya “sınırın aşılması” olarak değerlendirilmesini sağlamaya çalışabileceklerdir. Veya kolluk kuvvetlerinin klasik soruşturmalarını ve hatta özel soruşturma yöntemlerini (teknik takip, fiziki takip, ortam dinlemesi vs.) atlatabilecek, etkisiz kılacak tedbirleri fail, suç işleme kararı veya suç anında ve suçtan sonra alabilecektir.


Tüm bu anlatılanlar ışığında, ceza yargılamasında ispatın zor olduğunu söylemek, doğru olacaktır. Bu nedenle ceza yargılamasında delil serbestisi kuralı geçerlidir. Fakat unutulmamalıdır ki; bir şeyin delil olarak kullanılabilmesi (ileri sürülebilmesi) ile delil olarak kabul edilebilmesi farklı şeylerdir. Bu nedenle her bir ispat aracı soyut anlamda bir delil olmakla birlikte, yargılama sırasında yapılacak olan değerlendirilmeye göre gerekirse delil olarak kabul edilmeyebilir.[4] Bunun en önemli örneği, hukuka aykırı delillerdir.


Bu nedenle ispat faaliyeti, maddi gerçeğe ilişkin kanaate “herhangi bir şekilde” veya “ne pahasına olursa olsun” ulaşılması olarak anlaşılmamalıdır.[5] İspat faaliyetinin sınırlarını insan hakları, adil yargılama hakkı ve özellikle sanık hakları[6] oluşturmaktadır.


Ceza yargılamasında ortadaki sorun; maddi sorun ve hukuki sorun olarak ele alınır. Önce maddi sorun, daha sonra hukuki sorun çözülmektedir.[7] Maddi bölüm olgusal hayatta, hukuki bölüm ise normatif hayatta yer almaktadır.[8]


Maddi sorun; ceza muhakemesine konu olmuş olan olayın bizatihi sosyal, olgusal, fiziki durumuna ilişkindir. Olay nasıl olmuştur, olay öncesi neler gerçekleşmiştir, olay anı ve sonrasında olanlar ve bunun gibi suçunu “fiziki” varlığına dair tüm sorular, maddi sorun alanında araştırılır. Maddi sorunun çözümünde, delillerden faydalanılır. Maddi sorunun çözümünde ana etken, deliller ve delillerin toplanmasıdır. Dolayısıyla denilebilir ki, maddi sorun deliller ile, hukuki sorun ise hukuk normları ile çözülür.[9]


Deliller göz önüne alınarak suça ve yargılamaya konu olayın fail veya failler tarafından gerçekleşip gerçekleştirilmediği hususunda hukuk düzeni tarafından kabul edilen araçlarla mahkemede tam bir kanaatin oluşabilmesi için yürütülen faaliyet ispat olarak tanımlanabilir. Böylece ispat, mahkeme hükmünün dayanağını oluşturan olayın yaşanmış olduğu konusunda bir kanaat elde edilebilmesi için yapılan faaliyetler olarak karşımıza çıkar.[10] Buna paralel olarak ceza muhakemesinin ve ispatın amacı “adil yargılama sağlanarak maddi gerçeğe ilişkin kesin bir kanaate varılması” olarak belirtilmektedir.[11]


Ceza yargılamasında vicdani kanaat ilkesi geçerlidir. Vicdani kanaat; yargılamayı gerçekleştiren yargılama makamlarının, soruşturma ve kovuşturma aşamasında elde edilen (dosyaya dahil edilen) deliller aracılığıyla, akla, mantığa, hayatın olağan akışına uygun şüphelerini yenmeleri ile vardıkları kanaattir. Kısacası yargılamaya konu olaydan dolayı vuku bulan suçun, fail/sanık tarafından gerçekleştirildiğinin sabit olması noktasında bir tereddüt oluşmamasına vicdani kanaat denmektedir. Görüldüğü üzere, her türlü şüpheden “sanık” yararlanmaktadır. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, ceza hukukuna hakim olan en önemli ilkelerden birisidir. Önemli olan, yargılamaya konu suçun sanık tarafından işlendiği konusunda “başka bir ihtimal” olmamasıdır. Bu nedenledir ki; sanığın suçsuzluğu konusunda bir ispat külfeti bulunmamaktadır. Sanık, suçsuzluğunu ispatlamak zorunda değildir. Sanığın “susma hakkı” var ise, o zaman suçsuzluğunu ispat etme gibi bir yükümlülüğü de yoktur.

 

[1] Şahin, Göktürk, “Ceza Muhakemesi Hukuku -II”, s. 25

[2] Toroslu, Nevzat/Feyzioğlu, Metin, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara, Savaş Yay., 2012, s. 176-177.

[3] Dönmez, Burcu, “Ceza Muhakemesi Hukukunda Çapraz Sorgu (Doğrudan Soru Yöneltme)”, 2. Bs. Ankara, Seçkin Yay., 2019, s. 188

[4] Şahin, Göktürk, “Ceza Muhakemesi Hukuku-II”, s.25.

[5] Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma/Saygılar Kırıt/Özaydın/Alan Akcan/Erdem, “Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku”, Ankara, Seçkin Yay., s.39

[6] Yenisey, Feridun, “İspat Hukuku ve Fair Trial İlkesi”, İstanbul, 1999, s. 133-222, s.133.

[7] Köse, Metin, “Ceza Kovuşturmasında Delillerin Ortaya Konulması ve Değerlendirilmesi”, 1. Bs., Ankara, Seçkin Yayınları, 2017, s. 17.

[8] Feyzioğlu, Metin, “Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat”, 1. Bs., Ankara, Yetkin Yayınları, 2002, s. 68.

[9] Yetimoğlu, Melike Ezgi, “Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında Gizli Tanıklık”, (GÜ Sosyal Bilimler Enstüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul, 2014, s.5.

[10] Köse, “Ceza Kovuşturmasında Delillerin Ortaya Konulması ve Değerlendirilmesi”, s. 17.

[11] Şahin, Cumhur, “Ceza Muhakemesi Hukuku-1”, Ankara, Seçkin Yay., 2012, s. 19; “Adil yargılama hakkına uyularak bir muhakemede maddi gerçeğe (uygun karara) ulaşılması, ceza muhakemesinin amacıdır.”, Yıldız, Ali Kemal, “Ceza Muhakemesinde İspat ve Delillerin Değerlendirilmesi”, İstanbul Sos. Bil. Enst., Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul, 2002, s. 95; Ceza muhakemesinin amacının “insan hakları ihlallerine yol açmadan maddi gerçeğin araştırılıp bulunması” olduğu hukusunda bknz. Öztürk/Tezcan/Erdem/Sırma/Saygılar Kırıt/Özaydın/Alan Akcan/ Erdem, “Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku”, Ankara, Seçkin Yay., s. 39.

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

BAM, Ceza Alan Sanığa Doğrudan Beraat Kararı Veremez!

Google Haritalar Uygulamasına Göre Yapılan Mesafe Ölçümü Danıştay'ca Kabul Gördü!

Yargıtay'a Göre "Hakaret Suçu"

Avukat Asistan Çalışıyor

Avukatların Reklam Yasağı (Bir Kurt Masalı)

Kim Verdi Lan Bu Kararı?! (Ayakkabı Silah Sayılır Mı?)

Kişisel Veriler ve Korunması

Adli Yardım Başvuru Formu

Suçlu Olduğunu Bile Bile Nasıl Suçluları Savunuyorsun?

GİZLİ TANIK MI, KİMLİĞİNİ GİZLEYEN BİR TANIDIK MI?

CEZA YARGILAMASINDA İSPAT VE DELİL KAVRAMLARI

"AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS Mİ?" "GÜLE GÜLE ÖMER'İM, GÜLE GÜLE"

ÇHD/HHB DAVASI VE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

MAFYA-DEVLET-YARGI

UYUŞTURUCU TİCARETİNİN ENDOPLAZMİK RETİKULUMLARI

8. PAKET DİYE ANILAN YENİ KANUN TEKLİFİNDE NELER VAR?

GENEL AF VERİLECEK Mİ?

İSTİNAF KANUN YOLU İLE İLGİLİ SORULAR